kavanoz boyama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kavanoz boyama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2015 Cumartesi

Kavanoz dipli dünya... :)

Bir yılı daha bitirdik gitti işte… Ölmemeyi, öldürmemeyi, delirmemeyi başardık çok şükür. Sırf bu yüzden bile çok şanslı, başarılı bir yıl geçirdiğimiz söylenebilir değil mi? :P

Ormanda hoplaya zıplaya dolaşan yavru geyikler gibiyiz işte yine. Yepisyeni, gıcır gıcır, uçsuz bucaksız bir yıl seriliyor önümüzde, lay lay lom!

2015 burç yorumlarını okudum az önce. Pek bir şey anlamadım. Bazı astrologlar yılın ilk yarısının, bazılarıysa ikinci yarısının şanslı olduğunu söylüyorlar. Çok sevdiğim bir burç olan Yayın başına Satürn musallat olmuş. Bizi de etkileyecekmiş ucundan ucundan. Ancak bir astrolog var ki “ölümden korkmuyorsunuzdur umarım, çünkü 2015’de burun buruna geleceksiniz! Ah hah hah hah haaaaa…” tarzında, umut verici, neşe saçan yorumlar yapmış Boğalar için. Dedik ya ölmemeyi başardık bu yıl, al sana! Sonrasında iyi bir şeyler de yazmış galiba ama beni ilk cümlelerde “öldürdüğü” için okuyamadım gerisini. Korkmayın burçdaşlarım, hemen 2014 için yaptığı yorumlara bir göz attım, hepsi fos ;) Yine de böylesi moral bozucu, sevimsiz yorumlar yapıp, muhteşem günler vaadiyle gelen, yepisyeni yılımıza kara çalmaya çalıştığı için kendisini gerekli mercilere havale ediyorum. Hepimiz için geçerli kural: “yaşam” neredeyse “ölüm” de orada, biz de biliyoruz bunu. Biliyoruz da unutmaya çalışmaktır zaten asıl derdimiz…

Neyse, çok uzattık, amacımızdan sapıyoruz… Yılın son günleri oldukça sıkıntılı geçtiğinden yapıp da paylaşmaya fırsat bulamadığım kavanoz güruhunu sunayım hemen size.

Aslında her şey, bitmiş bir bal kavanozunun (babam tarafından, üzerindeki etiket bile soyulmadan!) baharatlık olarak atandığını görmemle başladı. Benim gibi bir boyacının evinde hem de! Hayır, yooooo !şeklinde (içimden) bağıraraktan, hemen nöbetçi bir kavanozcu bulup, önüme gelen ilk kavanozları aldım. Boyadım, o malum peçeteyle kapladım, vernikledim. Kapaklarını boyamasam iyiymiş, sonuçtan pek memnun kalmadım.

Böyle durumlarda beni tatmin edecek bir şeyler yapana kadar duramam. Çok şükür bu cicişler geldi ardından da kavanoz sayısı milyonu bulmadan üretime son verebildim.

Bir Laura Ashley dolabından esinlenerek raf ve şifonyeri buluşturduğum bu açık büfe tarzı köşe mutfağın en sevdiğim, sıcak köşesi oldu. Çok da kullanışlı ;)


Araya bir tepsi ve iki de supla sıkıştırdım.


Tipini sonradan çok beğenmediğim bu kavanozlara, bir şans daha vereyim dedim. Aslında... İtiraf edeyim, bal kavanozunu görünce dolapta can havliyle o kadar çok almışım ki bunlardan... :) Ordan burdan fırlayıp atlıyorlardı önüme. Yılbaşı hediyesi yapıp kurtulayım şunlardan dedim. Sağlık sorunlarımız nedeniyle ne yapacak, ne de hediye edecek vakit olmadığından sadece bu ikisini tamamlayabildim ki onlar da işte elimde patladı :)

Kavanoz boyarken…
-Genelde kavanozları tamamen peçeteyle kaplamak yerine desenleri kesip yapıştırmayı tercih ediyorlar. Seçtiğiniz yol bu olursa tavsiyem desenleri kesmeyip kenarlarından elinizle yırtmanız  ya da hafif ıslak bir fırça yardımıyla çıkarmanızdır. Açık renk zeminle bütünleşir ve daha doğal durur.

-Tutkalı peçetenin üzerine değil objenin üzerine sürmeyi tercih ediyorum ben. Üzerine peçeteyi mümkün olduğunca düzgün bir şekilde koyuyorum. Buzdolabı poşetiyle (hazır dekupaj kağıtlarının poşetleri daha da güzel olur) sarıp nemli bir bezle poşetin üstünden bastıra bastıra peçeteyi yırtılmadan istediğim gibi düzeltiyorum.


-Sprey vernik bazı bölgelerin atlanmasına neden olduğundan önce bir ya da iki kat frçayla vernikliyorum. Az miktarda vernik kullanır ve bunu tüm kavanoza yedirirseniz akma filan olmaz korkmayın. Kuruduktan sonra sprey verniğe geçiyorum. Açık havada, kutuyu güzelce sallayıp (ne çok yakından ne de uzaktan) spreyi sıkıyorum. Katlar arası 15 dk filan yeterli oluyor. Fırçayla sürdüğüm vernik sayesinde herhalde bugüne kadar hiç akma yaşamadım, bilgilerinize J

9 Haziran 2014 Pazartesi

Yeni ev yeni hobi :)

Terkedilmiş gibi görünen bloğuma geri dönme vakti geldi sanırım. Hayatımda 14.kez(ailemle birlikte olanları saymıyorum) taşındıktan sonra nihayet artık kendi evimdeyim. Bir arkadaşım “yeni evde ilk yıl düşman oturur, ikinci yıl dostlar, üçüncü yıl da insanın kendisi…” derdi. Ne kadar doğru bir tespit olduğunu bu taşınmamda fazlasıyla anlamış bulunuyorum. Neyse, o konuya başka bir yazıda yer veririm belki, şuanda yaşadıklarımı tekrar hatırlamak istemiyorum, o derece!

Hani yapacak işim çok ya, hepsini bir kenara atıp hemen yeni bir hobi edindim kendime! Hobi demek hafif kalıyor aslında. Büyük büyük büyük bir aşk! Boyuyorum! Tepsi, kavanoz, dolap, saksı, doğalgaz borusu… Ne bulursam… Aman ne keyifli bir iş. Renkler, yaratıcılık, dekorasyon… Tam benlik!

İşte bunlar benim ilk kavanozlarım, siz fark edemeseniz de soldan sağa ustalaşıyorum :)

Saksılar da boyanıp dekupajlandı… 

İlk hamur kabartma, stencil ve dekupaj uyguladığım ekmek sepetim. Fotoğrafta fena değil gibi görünse de yakından içler acısı… Bir ara elden geçirilip düzeltilecek.

Bir başka sepet… Çok hatalar yaptığım, çok öğrendiğim, beni perişan eden parçalardan biri…Çocuk ruhum fırlamış yine ortaya :)

Canım tepsim! Dekupaj kağıdını düzgün yapıştıramasam da renk uyumunu sevdim. Bu verniksiz hali. Verniklenince daha güzel oldu.

Veee… Çılgın dolabım. Atmayı düşündüğüm, kapakları sararmış eski bir banyo dolabı… Önce kırmızıya boyandı, sonra bol bol dekupaj yapıldı. Evimde henüz bir portmantom olmadığı için şimdilik antrede ayakkabılık görevi verildi ama son adresi hobi odası olacak kesin…

Bu da aklı başında fırçalar ve dekupaj tutkalıyla karşılaştıktan sonra (yani bugün :)) yaptığım, oldukça hatasız (benim için muhteşem!) canımın içi saksım. İçine de ev hediyesi olarak gelen ortancamı oturttum ki çok yakıştılar :) Bu arada ortancaların renginin toprağına bağlı olduğunu biliyor muydunuz? Ben yeni öğrendim de... :) Asidik topraklarda pembe oluyormuş. Benimki beyaza yakın bir pembeydi. Suyuna bir kaç damla limon eklerseniz daha koyu ve canlı bir pembeye dönüşüyor. Aklınızda bulunsun :)


Eee… şimdi şu manzaraya karşı oturulup bir yorgunluk kahvesi içilmez mi ?

Evim evim güzel hobim :) Yeni projelerde görüşmek üzere ;)