Yeni yıla Merkür retrosuyla başladık hayırlısı… 5-25 Ocak
tarihlerinde etkisini göreceğimiz bu geri gidiş, sosyal medyada da
gözlemlediğim kadarıyla birçoğumuzun canına okumuş durumda. Herkes her şeyin ters
gittiğinden şikayetçi.Oysa sadece iletişimle ilgili sorunlar yaratabileceği söyleniyordu bu Merkür seyrinin.
Herşeyi Merkür retrosuna bağlamak biraz saflık olur tabii. Böyle
bir ortamda mutluluktan bahsetmek bile ayıp gibi gelmeye başladı artık. İtiraf edelim, nerdeyse paranoyaklaşıp birşeylerin ters gitmemesi durumunda bir terslik olduğunu düşünmeye başlayalı uzun zaman olmadı mı? Adele,
çalıntı (öyleyse de iyi ki çalmışlar muhteşem olmuş!) olduğu iddia edilen
şarkısında ne diyor “hayatın bir parti olduğu zamanları özledim ama bu bir
milyon yıl önceydi…”
Madem mutluluklar bir milyon yıl öncesinde kaldı daha az acı
çekmek için bir yol bulmalı diye düşündüm ben de… Her Türk insanının yapması
gereken şeyi yaptım. Kalkıp psikiyatrıma gittim. 8 yıldır ara ara ziyaret
ederim kendisini. Zaman zaman biraz didişsek de zekasına güvendiğim az sayıdaki
insanlardan biridir. Her sorunu çözecek bir iksiri bulunur. Yeter ki derdinizi
iyi anlatın, ne istediğinizi açıkça ortaya koyun.
Örneğin, aşk acısı mı çekiyorsunuz? Elbette ilaçlar terk
eden sevgilinizi geri getirmeyecektir ama terk ettiğine göre bir şekilde onu aklınızdan
çıkarmanız, hayatınıza devam etmeniz gerekiyor. Bazı ilişkilerden kurtulmak daha acılı bir
süreçtir. Siz çok aşıksınızdır da o size yeterince değer vermiyordur ya da
aldatılmış olabilirsiniz. Ya da ne bileyim, ayrılma sebebiniz ne olursa olsun,
alışkanlık vardır, yokluğuna dayanmak çok zordur, ciddi acı çekersiniz.
Takıntılı bir şekilde onu düşünürsünüz, eskiden zevk aldığınız hiçbir şey tat
vermez olur filan. Genelde bu gibi durumlarda “çivi çiviyi söker” kuralı
işlemez, hatta ters tepebilir. Tecrübeyle sabitse denenmez bile. İşte bu
durumda doktorunuzun kapısını çalar ve “unutmak istiyorum” dersiniz. İlaçların
gücü korkutur insanı. İsteseniz, konsantre olsanız bile onu düşünmeye, hop bir
bakarsınız aklınız başka yerlerde. Böyle böyle alışır insan, beyin vazgeçer
sonunda takıntısından. Öyle üç günde olmaz tabii bu ama yanan yerinize tuz değil
buz basmış olursunuz en azından ;)
Mesela, öğrencilik
biteli çok olmuş ama mesleki bir sınav var geçmeniz gereken. Bir türlü
konsantre olup oturup çalışamıyorsunuz. İlacı var efendim üzülmeyiniz. 5-6 saat
aralıksız çalışmanız mümkün. Gerçekten de ara vermek ister ve bir de bakarsınız
ki fark etmeden yine çalışmaya başlamışsınız! Sınav başarıyla geçilir, koşup
öpmek istersiniz doktorunuzu ama ikinizde soğuk ve mesafeli yaratıklar
olduğunuzdan böyle bir şey yapmazsınız tabii :)
Başınıza bir felaket gelir. Yakınınız, canınız ölümcül bir
hastalığa yakalanır. Oturup ağlayarak ona yardım edemezsiniz. Çökkün bir ruh
haliyle dolaşmanızın ona hiçbir faydası olmayacağı gibi aksine zararı olur. Siz
güçlü olup ona moral vermek, yanında olmak, fiziken daha aktif olup
ihtiyaçlarına yetişmek zorundasınızdır. Sanırım acıların en büyüğü de budur.
Yaşamayana hikaye gibi gelir. O yüzden kimselerden anlayış beklemeyin. Amerika
ve Avrupa’da bu gibi hasta ve hasta yakınlarını bir araya getiren terapi
grupları çok yaygın. Bizde de var ama daha çok İstanbul, Ankara gibi büyük
şehirlerde. Psikolojik destek almak çok önemli.
Antidepresan kullanmanın ciddi faydalarını görürsünüz. Gerçekleri hiçbir
ilaç değiştiremez ama aniden geliveren bir hıçkırığı, sabahları gözünüzü açar
açmaz boşalan yaşları, tahammülsüz, alıngan, geçimsiz, sinirli bir insana
dönüşmenizi bir ölçüde kontrol altına alabilirsiniz sanıyorum ve umuyorum :)
Verilebilecek daha yüzlerce örnek var. Hem de hayati şeyler.
Her yıl yüzlerce kadınımızın eşleri, sevgilileri, babaları, kardeşleri
tarafından öldürülmesi gibi. Keşke birileri de çıkıp “bu adamlar hasta, tedavi
görmeli” deseydi. Kadınlarımız polise sığınmadan çok önce bir psikiyatra gidip
danışsalardı eşleriyle yaşadıkları sorunları. Hatta askerlik gibi zorunlu bir
psikolojik tedavi sürecinden geçirilseydi tüm erkekler! Yazık ki bizde tam
tersi olur, öldürülmediyse şayet ilişkilerden yaralanan kadınlar tedavi
görürler genelde, asıl hasta olan adamlar yerine.
Neyse işte... Sözüm acı çekmekten zevk almayan insanlaradır. Bir çaresi bulunur yani. A siz anestezisiz bir ameliyat istiyorum diyorsanız ille de, buyrun alın, bol şans :)
Neyse işte... Sözüm acı çekmekten zevk almayan insanlaradır. Bir çaresi bulunur yani. A siz anestezisiz bir ameliyat istiyorum diyorsanız ille de, buyrun alın, bol şans :)
