7 Nisan 2014 Pazartesi

Çam Terebentini Mucizesi!

CO2 lazer başlıklı yazımın gördüğü ilgi karşısında “güzellik” konularına geri dönmek farz oldu.

Saçlarımın avuç avuç elime gelmeye başlaması da bir işaret sanırım. Siyaseti neden erkeklere bıraktığımızı anlamış bulunuyorum. Saç dökülmesi ile siyaset takıntısı arasındaki bağ da ortaya çıkmış oluyor böylece. Onca kel ve göbekli politikacının mevcudiyeti bir tesadüf değil yani.

Saç dökülmesine dair hepinizin elinde bir takım reçeteler mutlaka vardır. Dönem dönem çeşitli yağları karıştırıp kafasına bulamayan bir kadın yoktur herhalde. Unutulmaması gereken nokta şu ki bu bakımları bir kez yapıp sonsuza dek sağlıklı ve güzel saçlara sahip olmak mümkün değil. Süreklilik istiyor. Sorunlar bumerang gibi geri dönüyor.

Zamanı olmadığından yakınan, saçlarıyla yeterince ilgilenemeyenler için önerim hemen gidip eczaneden bir şişe çam terebentini kapmalarıdır. Şampuanınızın içine karıştıracağınız bir-iki kapak çam terebentini kurtarıcınız olacak emin olun. Saç dökülmesinin en etkili ve kolay tedavisi budur. Pahalı saç bakım ürünlerine ödediğiniz servet için bir miktar içiniz yanacak ama zararın neresinden dönülse kardır. Ne kadar etkili olduğuna inanamayacaksınız.

1 Nisan 2014 Salı

Kedi canını...

Seçim meçim bitti çok şükür.

Milletçe çok eğlendik yine…

Twitter’ın mwitterın kökünün kazındığı ülkemiz, hesapta Bakanlar Kurulu kararıyla yaz saati uygulamasına bir gün gecikmeli olarak girecekti ama aklı evvel telefon ve bilgisayarlarımız bu karara uymayarak kafalarına göre takılmayı tercih ettiler (Yani neymiş? Teknoloji ferman dinlemezmiş!). Evinde analog saatinin olmadığı anlaşılan, komple son teknoloji vatandaşlarımızın bazıları görev icabı, bazıları da sandık kaçarsa diye sabahın erken saatlerinde okullarına koştular.

Bayramlık cicilerimizle, formalarımızla oylarımızı kullandık, sandık başı selfielerimizi sosyal medyada paylaşarak bu tarihi günü de ölümsüzleştirdik tabii ki.

Akşam, siyasi tercihimize göre bir kanal seçerek geçtik TV’nin başına. AA ve CHA sonuçlarının tutarsızlığı, CHA’ya yapılan siber saldırılar falan tartışılırken, bir yandan da 40 ilde elektrik kesintileri yüzünden mum ışığında oylar sayılmaya devam ediyor, hile, yolsuzluk haberleri, tutanakları gırla gidiyordu.
Sonuçlar üç aşağı beş yukarı belli olunca balkondan zafer ilan edildi. Bunun üzerine morali bozulan muhalefetin sandık bekçileri “hay ben böyle kaderin …” diyerek evlerine dağıldılar.

2 Mart 2014 Pazar

Geçer mi Ya Hu ?

Yaklaşık bir haftadır zombi gibi dolaşıyoruz. Bir gözümüz Twitter’da, Facebook’ta, bir gözümüz sözde yandaş olmayan gazetelerde (iktidar yanlısı olmayanlar da yandaş, tarafsızını görmedik!), bir gözümüz mahkum edildiğimiz malum kanallarda… Konu?  Dünyanın en zevksiz, dünyanın en adi konusu; siyaset! Konu, ülkemizin içinde bulunduğu rezil durum ve bu rezil durumdan prim yapacağını düşünen,  neredeyse zil takıp oynayacak sünepe muhalefet! Konu; varlığı yeni keşfedilmiş gibi yapılan, kiminin sempatik bulduğu, kiminin suya sabuna dokunmamak için hala görmezden gelmeye çalıştığı, kiminin “paralel” sıfatı vermek suretiyle bile aslında yan yana, kol kola yüründüğünü itiraf ettiği Cemaat! Konu, tümden aklını yitirmiş halk; helal olsun diyenler, sefam olsun diyenler, gözyaşlarıyla aşıkların yeniden kavuşmasına alkış tutanlar, küfür edenler, çocuk psikolojisiyle kafayı bozanlar, duyduğuna inanmayıp ille de görmek isteyenler…  Konu; her akşam bir yenisi piyasaya sürülen kayıtlar. Sözcük dağarcığımıza yeni eklenen uğursuz kelime; tape, tapeler…