Yaklaşık bir haftadır zombi gibi dolaşıyoruz. Bir gözümüz Twitter’da,
Facebook’ta, bir gözümüz sözde yandaş
olmayan gazetelerde (iktidar yanlısı olmayanlar da yandaş, tarafsızını
görmedik!), bir gözümüz mahkum edildiğimiz malum kanallarda… Konu? Dünyanın en zevksiz, dünyanın en adi konusu;
siyaset! Konu, ülkemizin içinde bulunduğu rezil durum ve bu rezil durumdan prim
yapacağını düşünen, neredeyse zil takıp
oynayacak sünepe muhalefet! Konu; varlığı yeni keşfedilmiş gibi yapılan,
kiminin sempatik bulduğu, kiminin suya sabuna dokunmamak için hala görmezden
gelmeye çalıştığı, kiminin “paralel” sıfatı vermek suretiyle bile aslında yan
yana, kol kola yüründüğünü itiraf ettiği Cemaat! Konu, tümden aklını yitirmiş
halk; helal olsun diyenler, sefam olsun diyenler, gözyaşlarıyla aşıkların yeniden
kavuşmasına alkış tutanlar, küfür edenler, çocuk psikolojisiyle kafayı bozanlar,
duyduğuna inanmayıp ille de görmek isteyenler… Konu; her akşam bir yenisi piyasaya sürülen
kayıtlar. Sözcük dağarcığımıza yeni eklenen uğursuz kelime; tape, tapeler…
2 Mart 2014 Pazar
16 Şubat 2014 Pazar
Ehliyetsiz adamlar
Dün gazetede gördüğüm, kadına yönelik şiddetle ilgili
bazı veriler karşısında şaşırdım. Haberde 2013 yılında Türkiye’de 61 kadının
sevgilileri ve kocaları tarafından öldürüldüğü, bunların 13’ünün mahkeme kararıyla
korunuyor olduğu yazıyordu. Oysa gerçek rakamların bunun çok daha üzerinde
olduğunu bir yerlerde okuduğuma emindim.
Nitekim yaptığım küçük bir araştırmayla yanılmadığımı
gördüm. Sadece Ocak 2014’te erkekler tarafından öldürülen kadın sayısı 23’tü güzel
memleketimizde!
(Merak edenler tüyler ürperten tahmin ve basına
yansımış haberlerden derlenen verileri yazının sonunda görebilirler. )
Kadınları, bu hasta olduğu çok aşikar erkeklerden
devletin koruyamadığı bir gerçek! Korunma talep edip de öldürülen 13 kadından
bahsetmiyorum. Şiddet görmesine rağmen bir suçlu gibi, utanarak bunu saklayan,
korku ve çaresizlikle sinmiş bir %92 varsa, durum korumaya almakla çözülecek
kadar basit değil demek ki… Bir insanı öldürmenin, ona işkence yapmanın ne
dinle, ne de ataerkil aile düzeniyle bir ilgisi olabilir. Bunlar, düpedüz
failinin kafadan sakat olduğunu gösteren fiilerdir. Akıl hastanesinde olması
gereken, tedavi görmesi gereken binlerce adam elini kolunu sallayarak aramızda
gezmektedir. Şiddet nedeniyle birkaç ay içeri tıktığınız adamın çıktıktan sonra
ilk işi o kadını öldürmek oluyorsa bunun adı “bile bile lades”tir.
14 Şubat 2014 Cuma
Dikkat! Bumerang sevgili tehlikesi!
Malum bugün 14 Şubat. Bir çoklarınız akşam için planlarını
çoktan yaptılar. Hatta hafta sonuna denk geldiği için iki-üç günlük kaçış planı
yapmış bile olabilirsiniz.
Sevgilisi olmayanlar içinse biraz tehlikeli bir gün olabilir
bugün. Abartılı kutlamalar, medya aracılığıyla sürdürülen, duygu kisvesine
büründürülmüş kapiltalist kampanyalar, gösteriş düşkünü sözde aşıklar, dost
görünüp her fırsatta sizi yaralamaya çalışan kompleksli arkadaşlar kendinizi
değersiz ve yalnız hissetmenize neden olabilir. Üzerinizdeki bu mahalle baskısı, dışlanmış olduğunuzu düşündürüp, sizi zayıf düşürebilir. Çevrenizin bu itip kakmaları bazı eski
sevgililer için bulunmaz bir fırsattır! Özellikle de bu eski sevgili kendi
kabahati yüzünden ilişkide saf dışı bırakılmış, geri dönmeye aslında çok da
yüzü olmayan biriyse, bu duygusal boşluğu değerlendirmek için harekete
geçebilir. Tabii bunu yılbaşında yapmadıysa… Zira yılbaşı da tıpkı bugün gibi “yalnız
olmak korkunçtur” sloganıyla insanların bir arayış içine girmelerine neden olan, gereksiz
iyimserlik rüzgarları estirerek, herkesi affetmemiz gerektiğine bizi inandıran
eşsiz bir dönemdir(!) Yanlış anlaşılmasın birbirinizden nefret edin falan gibi
bir derdim yok. Sadece havadaki suni aşk kokusundan sarhoş olup sonradan
pişmanlık duyacağınız şeyleri yapabileceğinizi söylemeye çalışıyorum.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)


