2 Mart 2014 Pazar

Geçer mi Ya Hu ?

Yaklaşık bir haftadır zombi gibi dolaşıyoruz. Bir gözümüz Twitter’da, Facebook’ta, bir gözümüz sözde yandaş olmayan gazetelerde (iktidar yanlısı olmayanlar da yandaş, tarafsızını görmedik!), bir gözümüz mahkum edildiğimiz malum kanallarda… Konu?  Dünyanın en zevksiz, dünyanın en adi konusu; siyaset! Konu, ülkemizin içinde bulunduğu rezil durum ve bu rezil durumdan prim yapacağını düşünen,  neredeyse zil takıp oynayacak sünepe muhalefet! Konu; varlığı yeni keşfedilmiş gibi yapılan, kiminin sempatik bulduğu, kiminin suya sabuna dokunmamak için hala görmezden gelmeye çalıştığı, kiminin “paralel” sıfatı vermek suretiyle bile aslında yan yana, kol kola yüründüğünü itiraf ettiği Cemaat! Konu, tümden aklını yitirmiş halk; helal olsun diyenler, sefam olsun diyenler, gözyaşlarıyla aşıkların yeniden kavuşmasına alkış tutanlar, küfür edenler, çocuk psikolojisiyle kafayı bozanlar, duyduğuna inanmayıp ille de görmek isteyenler…  Konu; her akşam bir yenisi piyasaya sürülen kayıtlar. Sözcük dağarcığımıza yeni eklenen uğursuz kelime; tape, tapeler…

16 Şubat 2014 Pazar

Ehliyetsiz adamlar


Dün gazetede gördüğüm, kadına yönelik şiddetle ilgili bazı veriler karşısında şaşırdım. Haberde 2013 yılında Türkiye’de 61 kadının sevgilileri ve kocaları tarafından öldürüldüğü, bunların 13’ünün mahkeme kararıyla korunuyor olduğu yazıyordu. Oysa gerçek rakamların bunun çok daha üzerinde olduğunu bir yerlerde okuduğuma emindim.

Nitekim yaptığım küçük bir araştırmayla yanılmadığımı gördüm. Sadece Ocak 2014’te erkekler tarafından öldürülen kadın sayısı 23’tü güzel memleketimizde!
(Merak edenler tüyler ürperten tahmin ve basına yansımış haberlerden derlenen verileri yazının sonunda görebilirler. )

Kadınları, bu hasta olduğu çok aşikar erkeklerden devletin koruyamadığı bir gerçek! Korunma talep edip de öldürülen 13 kadından bahsetmiyorum. Şiddet görmesine rağmen bir suçlu gibi, utanarak bunu saklayan, korku ve çaresizlikle sinmiş bir %92 varsa, durum korumaya almakla çözülecek kadar basit değil demek ki… Bir insanı öldürmenin, ona işkence yapmanın ne dinle, ne de ataerkil aile düzeniyle bir ilgisi olabilir. Bunlar, düpedüz failinin kafadan sakat olduğunu gösteren fiilerdir. Akıl hastanesinde olması gereken, tedavi görmesi gereken binlerce adam elini kolunu sallayarak aramızda gezmektedir. Şiddet nedeniyle birkaç ay içeri tıktığınız adamın çıktıktan sonra ilk işi o kadını öldürmek oluyorsa bunun adı “bile bile lades”tir.

14 Şubat 2014 Cuma

Dikkat! Bumerang sevgili tehlikesi!


Malum bugün 14 Şubat. Bir çoklarınız akşam için planlarını çoktan yaptılar. Hatta hafta sonuna denk geldiği için iki-üç günlük kaçış planı yapmış bile olabilirsiniz.

Sevgilisi olmayanlar içinse biraz tehlikeli bir gün olabilir bugün. Abartılı kutlamalar, medya aracılığıyla sürdürülen, duygu kisvesine büründürülmüş kapiltalist kampanyalar, gösteriş düşkünü sözde aşıklar, dost görünüp her fırsatta sizi yaralamaya çalışan kompleksli arkadaşlar kendinizi değersiz ve yalnız hissetmenize neden olabilir. Üzerinizdeki bu mahalle baskısı, dışlanmış olduğunuzu düşündürüp, sizi zayıf düşürebilir.  Çevrenizin bu itip kakmaları bazı eski sevgililer için bulunmaz bir fırsattır! Özellikle de bu eski sevgili kendi kabahati yüzünden ilişkide saf dışı bırakılmış, geri dönmeye aslında çok da yüzü olmayan biriyse, bu duygusal boşluğu değerlendirmek için harekete geçebilir. Tabii bunu yılbaşında yapmadıysa… Zira yılbaşı da tıpkı bugün gibi “yalnız olmak korkunçtur” sloganıyla insanların bir arayış içine girmelerine neden olan, gereksiz iyimserlik rüzgarları estirerek, herkesi affetmemiz gerektiğine bizi inandıran eşsiz bir dönemdir(!) Yanlış anlaşılmasın birbirinizden nefret edin falan gibi bir derdim yok. Sadece havadaki suni aşk kokusundan sarhoş olup sonradan pişmanlık duyacağınız şeyleri yapabileceğinizi söylemeye çalışıyorum.