9 Haziran 2014 Pazartesi

Yeni ev yeni hobi :)

Terkedilmiş gibi görünen bloğuma geri dönme vakti geldi sanırım. Hayatımda 14.kez(ailemle birlikte olanları saymıyorum) taşındıktan sonra nihayet artık kendi evimdeyim. Bir arkadaşım “yeni evde ilk yıl düşman oturur, ikinci yıl dostlar, üçüncü yıl da insanın kendisi…” derdi. Ne kadar doğru bir tespit olduğunu bu taşınmamda fazlasıyla anlamış bulunuyorum. Neyse, o konuya başka bir yazıda yer veririm belki, şuanda yaşadıklarımı tekrar hatırlamak istemiyorum, o derece!

Hani yapacak işim çok ya, hepsini bir kenara atıp hemen yeni bir hobi edindim kendime! Hobi demek hafif kalıyor aslında. Büyük büyük büyük bir aşk! Boyuyorum! Tepsi, kavanoz, dolap, saksı, doğalgaz borusu… Ne bulursam… Aman ne keyifli bir iş. Renkler, yaratıcılık, dekorasyon… Tam benlik!

İşte bunlar benim ilk kavanozlarım, siz fark edemeseniz de soldan sağa ustalaşıyorum :)

Saksılar da boyanıp dekupajlandı… 

İlk hamur kabartma, stencil ve dekupaj uyguladığım ekmek sepetim. Fotoğrafta fena değil gibi görünse de yakından içler acısı… Bir ara elden geçirilip düzeltilecek.

Bir başka sepet… Çok hatalar yaptığım, çok öğrendiğim, beni perişan eden parçalardan biri…Çocuk ruhum fırlamış yine ortaya :)

Canım tepsim! Dekupaj kağıdını düzgün yapıştıramasam da renk uyumunu sevdim. Bu verniksiz hali. Verniklenince daha güzel oldu.

Veee… Çılgın dolabım. Atmayı düşündüğüm, kapakları sararmış eski bir banyo dolabı… Önce kırmızıya boyandı, sonra bol bol dekupaj yapıldı. Evimde henüz bir portmantom olmadığı için şimdilik antrede ayakkabılık görevi verildi ama son adresi hobi odası olacak kesin…

Bu da aklı başında fırçalar ve dekupaj tutkalıyla karşılaştıktan sonra (yani bugün :)) yaptığım, oldukça hatasız (benim için muhteşem!) canımın içi saksım. İçine de ev hediyesi olarak gelen ortancamı oturttum ki çok yakıştılar :) Bu arada ortancaların renginin toprağına bağlı olduğunu biliyor muydunuz? Ben yeni öğrendim de... :) Asidik topraklarda pembe oluyormuş. Benimki beyaza yakın bir pembeydi. Suyuna bir kaç damla limon eklerseniz daha koyu ve canlı bir pembeye dönüşüyor. Aklınızda bulunsun :)


Eee… şimdi şu manzaraya karşı oturulup bir yorgunluk kahvesi içilmez mi ?

Evim evim güzel hobim :) Yeni projelerde görüşmek üzere ;)

17 Nisan 2014 Perşembe

Öküzler ve İnsanlar ...

Bugün 13 yıllık işimden ayrılışımın 3. ay dönümünü kutluyorum.
Çok şükür, su gibi akıp geçen 3 ayın bir günü bile pişmanlık duymadım. Aksine, her gün, her hafta “iyi ki ayrılmışım…” ile başlayan cümleler kurup, kendimi (diğer insanların gözüyle “deliliğimi”) tebrik ettim.

9 Nisan 2014 Çarşamba

Shea yağı ile gelen güzellik

Bir önceki yazımda saç dökülmesine karşı çam terebentininin  ne kadar etkili olduğundan bahsetmiştim. Tek bir uygulamayla %70-80 gibi mucizevi bir sonuç aldığımı sizlerle paylaşmak istedim bugün. Tabii tedaviye devam!


Saçlarımızı kurtarma yoluna girdik. Şimdi de cildimize bir el atalım.

Shea yağını daha önce duyanlarınız vardır. Dün shea yağından bir nemlendirici yaptım ve sonucun muhteşem olduğunu söyleyebilirim. Formülü vermeden önce neredeyse her derde deva olan bu yağın faydalarına bir göz atalım :

İçeriğindeki yüksek miktarda A, E ve F vitamini sayesinde, kırışıklıklarla karşı (Ayrıca kolajen üretimini de arttırdığı yönünde iddialar var),

Dudaklardaki çatlamalara karşı nemlendirmede,

Egzama hastalıklarının tedavisinde,

Kırılmış ve yıpranmış saçların bakımı,

Sedef hastalıklarının tedavisinde,

Cilt kızarıklığı (bebeklerdeki pişikler),

Günlük cilt nemlendirmesi,

Sivilceleri azaltmada,

Güneş yanıklarıyla oluşan deri soyulmaları, güneş (3 spf koruma) ve rüzgâr koruması,